10.12.07

Talihsiz benzerlik...

Hani bi meşur "ağlayan bebe" resmi vardır ya, kamyonların otobüslerin bilmemnenin arkasında olur, arabesk kültürün efsane simgelerinden...



Aha bu "ağlayan bebe"



Aha bu da gerçeği...

Falan filan...



Bu sakallı moruğun ismi Aydın. Kendisi eski bizanslı yunan filozofu (ama ismi türkçe). Bacaanı kırdıydı, bizde ziyarete gittiydik. Bu foto da hoş bir anı olarak kaldı işte. Bu Aydın'ın bide dünya tatlısı hanımı var adı Simin. Onların da bebeleri olucak.



Selim+TJ... Onlar da bebek düşünüyo, Selim kaç dakka kucaamda tutabilirim antremanı yapıyo... Selim aslında normal bi insan ama niyeyse eblek çıkmış... TJ dünya tatlısı bi hanım hanımcık bayan arkadaşımız kendisi. TJ gerçek ismi.



Bu foto ve alttaki 2 foto daha bi seri gibi, bunlar önce güzel güzel oynaşıyolardı, hani "aa biz kardeşiz" ya da "aa benden bi tane daha var" modunda...



Sonra rüzgan ani bi hareketle Kuzeyin kafaya yapıştı, Kuzey "nooluyoz arkadaşımm" tepkisiyle kendini yana attı...



Gel canım kardeşim, anlındaki siyah noktalara kesin çözüm buldum...





Sanatsal Kuzey, güneş ışıklı gölgeli mölgeli...



Evet arada sırada gülebiliyo...



Nası olduysa cici bici bi bebe halinde çıkmış... Hani bakanın doğurası gelir. Ben bi baktım mesela o gün bu gün doğurasım var.



Hehehe... ne diim ki ben buna, mal ortada işte. Dişlek sıpa. Şimdi bide üstten çıkıyo bitane, vızırdıyıp duruyo zaten kaç gündür.



Manita buna evlenmeden olmaz demiş, bu rezil de ona ağlıyo... yüzkarası dişlek...



Özlemin şapkası komik foto amaçlı...



Beybi tivi, kuduruk bebeleri yola getiren kanal... Resmen hipnotize oluyo adamlar. Ama program seçiyolar. dady&dody mi ne bi salak bebe var, resim çizio, dangalak babası da tahmin etmeye çalışıyo, adam bilemedikçe bu dody zor şeyler çiziyo sonunda küsüyo dady buna sora dody kalp malp çiziyo dady seviniyo... aman abi ya... bayılıyo bizimkiler kakara kikiri... Genelde animasyon olaylarına bayılıyolar, Puzzle inc. die bi zımbırtı var, böyle geometrik şekillerden yaratılmış kahramanlar renk rekn boy boy.. geçen sabah onlardan oluşan robot olayı vardı... süper bi prokram. Bilmemne farm var, o dandik.. iplemiyo zaten bizimkiler de.

Niye böyle eğri büğrü oturuyolar sorusunun cevabı yok henüz. öyle işte, bebe bunlar...



Aha işte bu... dady&dody nin sonunda gerzek dady "daddirü dudürü" diye dans ediyo. Bu keto da gülüyo işte onlara her seferinde...





Geçen inat etti uyumadı, barıyo çaarıyo, bizde oturttuk koltuğa, açtık kuduz bebe kanalını.. iki dakka sonra sesi kesildi ketonun... Annanesi de "ah evladım ders çalıştı yoruldu" diyo... Ya bunda ders çalışıcak göz var mı yaa. Direk kaportacı çırağı bu...

23.10.07

Ayılana gazoz, bayılana limon...

Şindi bu bebeler hıçkırmaya başlıyınca limonlu su veriliyo. Bide limon dilimi vermeyi deneyelim dedik hani bakalım noolcak hesabı... Rüzgar önce "hass.. bu ne bee!" dedi ama sonra elinden alamadık limonu.





Kuzey zaten ne versen yiyo, onun için ekşi-tatlı-acı-sıcak-soğuk farketmiyor...



13.10.07

Tam evde dvd seyretmelik bir gün...

Bayram Ctesi'si hava yağmur çamur, tam böyle kış vakti işe gitmek istenmeyip evde dvd seyretmelik bi hava var. Bakıcımız da izinde. Sabah Rüzgar kahvaltı etmeyi reddetti. Niye belli değil. Uzun bi bekleyiş ve ısrar neticesinde aile fertleri olarak biberon mamasında anlaşmaya vardık. Kavaltıyı baba ham yaptı.



1 saatlik bi uykudan sonra banyo yaptılar... daha doğrusu duş. Kuzey gücünü test etme amaçlı olarak, küvette çocukların rahat yıkanması için kullanılan oturağı tek eliyle kaldırdı. Öğle yemeklerine fazladan et koyduğum için Özlem beni azarladı. Rüzgar normalde 4 yemek kaşığı konan mamasının 3 yemek kaşığını anca bitirir o da bin bir aksiyon, ateş yutma-ipte yürüme gösterisinden sonra... Bu sefer 5 kaşık yedi, hatta gerisini de özellikle vermedik ki kusar musar haybeye başımıza iş açmasın. Kusey zaten ne versen yiyo.. Lepistes gibi bi şey. Yemek sonrası türlü aktiviteler oyunlar aksiyonlar yapıldı. Kuzey biraz önce "Kuuuzeeyyy pabuçu yarıımm..." ninnisi arkısı eşliğinde uyudu, Rüzgar özlemin yanında "Uyumamak için Direnen Bebeler Örgütü"nün marşını söylüyor.



Gerçekten şahane dvd seyretmelik bi gün... hava karanlık, arada sağnak bastırıyo dışarısı hafif serin...

30.9.07

Kök ailesine kök söktüren Branç

Barbaros-Gözde Kök familyası yeni blog kahramanlarımız.. Bunlara ek olarak Nuri-Tuğba Turan familyası da var. Bu Kök familyası taa geçtiğimiz haziran ayında düğün dernek usulü ile hayatlarını birleştirmişler idi. Lakin biz o dönemde bebeler ile meşgul olduğumuzdan mütevellit, düğün aksiyonlarına ve sonrasındaki eve gidip "güle güle oturun" geleneğine iştirak edememiştik...

Neyse işte o görevimizi tamamlamak amacı ile kendilerine bir pazar branç eziyeti icad ettik. Ama haklarını yemeyelim sofra gayet başarılı idi.. Kolaylık ve rahatlık olsun amacı ile salonun ortasındaki sehpaya hazırlanmış branç sofrası her ne kadar "uğraşamam şimdi masa hazırla, çatal bıçak düzenle" mesajı içeriyor gibi olsa da genede malzeme çeşitliliği açısından tatminkardı.

Kök ailesine teşekkürleremizi borç bilir, Turan ailesinin davetini beklediğimizi belirtiriz.



Çaki, yeni uyanmış.. Gözde Kök "aman da cici bebe" senaryosu ile puan toplamaya çalışıyor... Tabi kızcaaz nerden bilsin kucaandaki elemanın gerçek yüzünü..



Tubiş Turan mevzuya dahil olup pua toplamaya çalışıyor. Çaki pek tubişle alakadar değil, direk kucağındaki tabağa kitlenmiş durumda. E aç tabi eleman naapsın.. Bu arada tek aç olan Çaki değil tabi, Nuri Turan masadaki sayılı simitlerden bir an önce sebeplenme telaşında.



Zombi içerde uyuyo taklidi yaptığı için Çaki bi müddet kucaktan kucağa dolandı... Cesur kadın Tubiş Turan Çakiyi kucaana alıp dolanmaya başladı...



O sırada Zombi sahneye dahil oldu. .Nuri Turan, baktı herkez bebelere ilgi gösteriyo, sayılı simitleri de yediği belli olmasın diye direk ana kucağının başına çömdü, başladı sorgu suale..

-arkadaşım... neyin peşindesin?...



Nurinin sorgusundan zar zor kendini sıyıran Zombi, kendini kucağıma attı. .Ama tabi ufacık bebe, sorgu suale alışık değil... altına sıçıvermiş. Aha işte yüzündeki ifadeden gayet iyi anlaşılıyor.



Yannız eleman harbi iyi doldurmuş, anca böyle taşıyabildik.



Tabi Tubiş direk olaya el koyup bi köşede Nuriye haddini bildirdi. Nuri yaptığına bin pişman oldu.



Zombi, Turan familyasında güvenebileceği bir üye bulmanın huzuru ile Tubişin kucağında sızdı. Tubiş kucakta bebe olması fikrine ısınmış olarak yüzünde hoş bir tebessüm belirtti.



Nuri baktı Tubiş ısınma turlarını tamamlıyor. direk o da attı kendini piste.. Aldı çakiyi kucağına...

- arkadaşım.. neyin peşindesin?



Daha sonra Çakiyi Katil Balina Nuri'nin elinden kurtarıp direkman olay mahalini terkettik. Çaki özgürlüğe kavuşmanın verdiği sevinçle sevindi..:P

Kök familyasına misafirperverlikleri bakımndan çok minnettar kaldık.



Daha sonra Spormotoya gidip orda satılıkta bulunan motosikletimiz ile aile fotorafı çektirdik. Herifler büyüyüp te aklı erdikleri zaman bu fotoyu göstericez. Neye akılları ericekse artık..:D



Hatta bide ordaki Ducatiye de binip, kaç para kaç yapıyo geyiği yaptık.. Sonra bizim bebenin ayakları yettmio buna diyip almaktan vazgeçtik... Arkadaki hokkabaz şahıs ise İnal usta...

18.8.07

B sides




Bu kadar zaman içinde bi ton da ayrı olay vukuu buldu tabi, Mesela Sevgili Şule arkadaşımız Yağmur hanımı doğurdu. 4 kilolu bişey doğmuş.. Ne yazık ki hala gidip göremedik...


Sonra Kıvıl'in kuduruk kızı Delfin büyüdü, olgun genç bi kız oldu (aslında zillinin teki ama babası da okur sonra papaz oluruz diye direk yazamıyoruz).


Caddeyerin bir numaralı apaçisi Şerif abileriyle tanıştılar. Şerif abileri uygun yaşa geldiklerinde bütün apaçilikleri itina ile gösterip eğitimleri ile bizzat ilgileneceğini söyledi. Bu arada ilk motosiklet fonlu fotoğraflarını da ne yazık ki Şerif ile çektirdiler..

...Ve şimdi özetler...

Tembel adamın blog'u bu kadar olur işte. Güncelleme becereksizliğimiz sebebiyle mağdur duruma düşen siz sevgili izleyicilerimizden binbir özür dileriz...

Kısa bir özet geçerek başlıyoruz; Özlem-Kuzey-Rüzgar ekibi, Haziran ayının sonundan beri İzmir/gümüldür'de kebap yapıyorlar. Bende işte garip, naapiim arada sırada gidip oynaşıyorum elemanlarla. Temiz hava bol gıda mı yaradı nedir elemanlar acayip büyüdü, şu an itibariyle 8kg civarındalar. Rüzgar devamlı bağırıp çağırıyor, Kuzey ağırbaşlı bir arkadaşımız o nadiren haykırıyor. Keyifleri de yerinde. ikisi de diş çıkarmaya başladılar, özellikle Rüzgarınki daha bi belli, eller devamlı ağızda ağız içi salya tükürük dolu, hani ters çeviriyorsun ağzından su boşalıyor.. iğğğ...




Bu takkeleri İzmire gitmeden önce aldıydık, hesapta bebeler güneşten korunsun diye.. Hiç kullandık mı? tabi ki hayır...


İzmire gitmeden arkadaşları köylerine götürüp üretim tesislerini ziyaret ettirdik. Konuyla yakınen ilgilenip görüşlerini belirttiler, "eskiden buraları hep sazlıktı" dediler... Valla billa dediler...


Gene aynı dönemde, havalar fena sıcak, arka oda serin diye orda takılıyoruz. Lakin Rüzgar sıcağa dafa fazla dayanamayıp çıldırdı, tam mamasını hazırlarken Kuzeye saldırdı, "oolum yapma etme" diyene kadar kaptı Kuzeyin kolu..




Arkadaşları komple soyduk sıcaktan taklaya gelmesinler diye. Bu kucağımdaki Kuzey. Michelin adamı gibi oldu şimdi arkadaş..


İzmir hatırası. kayınpeder Cavit, kaynana Nermin, kayınbirader Selçuk, hanım Özlem, ve mahdumlarım...


İzmirdeki Mekan, Kaynanamızın Yazlık tesisleri. 2 katlı evlerden oluşan ufak bir mahalle gibi biyer. 20 küsür senelik geçmişi var. Haliyle etraftaki tüm kahramanlarımız özlemi taa şukadarcıkkenden beri biliyorlar. Her yer, şu teyzeler, bu amcalar vs. ile çevrili. Tabi bu durum bebelerle ilgilenecek gönüllü sayısının artışı anlamına geldiği için Özlem açısından şahane avantaj, lakin her hareket mahalle bazında yankı bulduğu için benim açımdan pek bi eğlenceli oldu.:D Bi nevi başka bir dünya diyebiliriz...


Fikret abi; aka "fiko"... Üst komşumuz, ikinci jenerasyon gurbetçilerimizden.. belki de 1. jenerasyon.. neyse.. Kendisi 12 ay gümüldürde yaşıyor, arada kızlarının yanına, Berlin'e gidiyor. Süper şahane bir insan, dakikada 12.000 kelime konuşabilme kabiliyeti var, Gümüldürde Fikret abi'yi tanımayan yok... Mahallede her türlü mevzu ondan soruluyor.


Sevim teyze, Fikret abi'nin eşi. Dünya tatlısı hanımefendi bir insan, Fikret abinin tersine kendisi sadece yaz aylarında Gümüldüre geliyor.. :D Yanındaki bayan ise Sena, Sevim teyzenin torunlarından biri..




Fikret ile sevim in kızı Yasemin. Dünya tatlısı bi insandır kendileri. Bebeleri Almanyaya kaçırmaya çalışırken gümrükte yakalanması fena oldu tabi... :D


Kaynana nermin, bakıcı risalet.. Risalet ayrı bi dünya, yazsak roman olur valla..






Bu Selçuk arkadaşımız, dayı Selçuk.. Kendisinin daha önce hiç resmini koymamışız meğerse o da küstü bize, torpil yaptık 3 resim birden koyduk.


Nurten anane ve kankaları.


Aussie Nazan yenge. Özel olarak bebeleri kontrole geldi, baktı her şey yolunda "afferin size" dedi.


English Hülya. az daha bebeleri bavula koyup kaçırıyodu, son dakkada engel olduk.


İlayda ve Sena. Sevim teyzenin torunları. Özellikle Sena bebeleri çok sevdi.


Rüzgar ve Sena, Rüzgar da Senayı çok sevmiş.. hehehe.. Valla bana çekmedi..








Tam patates kafalı çıkmış bu fotoda... Kumpir kuzey..